|
|
29 maggio
Alıntı
Siir
Karanlık gecede kara sudan zap suyuna giden yol, Dolunay azaplığında vatanımın, Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm, Alın yazımıza vatan ve bayrak, şehitlik yazılmış
En güzel türküyü kurşun söyler özüme, Ola ki Tendürek ağıdı Cudi, Gabar türkülerinde, Muhabbeti bulurum bir zaman, Şahadetse aslanların savaşında,
Ölümsüzlük, şehitlik, bayrak hilalinde, Can veren, kan veren yiğitler, Yar gönlümüze düşende, çıktık dağların başına Karanlık gecede el uzattık hilale, Vurgun yedik seher rüzgarında, Gurbet türküleriyle selam ettik yar diyarına, Savaş türkülerinde kendimizi bulduk, Vatan türküsüyle huy eyledik her zaman
Kürşat baskınlarında şahadetime destur verilirken, Tekbir-i ilahi ki bayrağımdaki iman, Yıldız yüceliğinde vatan olası gönül, Neylerim, neylerim sensiz acep?
Seninle gezerim Şavşat’ı, Kars’ı, Seninle inerim Bingöl’den Van’a, Muş’tan el ederim Adıyaman’a, Ben deli sevdalar yaşar uykusu geçerken, Keleş sesinde yas tutarım, Ölen şehitlerin ardından,
Mimarisi olduğum Anadolu’yu gezerken, Nasibim bir kurşun olup da, düşersem toprağa, Eğer, eğer toprak bana asmışsa bağrını, Damla damla düşüyorsa toprağa kan, Bayraklara sarılıyorsa tabutlar, Analar, analar ağlıyorsa yitik erlerinin ardı sıra, Gelinler, gelinler yas tutuyorsa yiğit erlerinin ardından Ki Türk devleti öksüz kalacaksa eğer,
Koyuver şahin misali saldırsın İbrahim’in delilerini, Mehmetçesine, çakal sürüsüne,
Ay gökte kaldıkça, Ulu kocaların, ak sakalların duası Üstüne olsun.
Alıntı
Bir Ülkücü Sevdim...
Bir gün duyamazsan sesimi gecelerinde Bilirsin ki veda edemem sevdiklerime Sessizlikte bir vedadır sevgi dolu kalplere Bir gece doğmazsa yıldızım gecelerine Kayıp düştüğümü de göremezsin bekleme Geldiği gibi sessiz gitmelidir o yine Sevgi pişmanlık duymamak değil midir? Dolduysa yüreğim sevginle ne mutlu o günlere Anıları yeter bir ömür boyu gönlüme Sende dert etme kendine Sevdi beni delicesine biliyordum de… Sadece bir yıldızdı gökyüzünde Bazen daha yakın bazen daha uzaktan Seyrederdi beni sevgisiyle Günü geldiğinde gidecekti Ve gitti de…
Bir Ülkücü Sevdim Yıllar öncesiydi, puslu bir Eylül sabahı. Kampüs kantininde tanışmıştık onunla. Daha dün gibi. Gözleri kömür karası, sözleri gönül yarasıydı. Vurulmuştum. Koç gibi delikanlı derler ya, işte tam öyleydi.
Yıllar öncesiydi, puslu bir Eylül sabahı. Kampüs kantininde tanışmıştık onunla. Daha dün gibi. Gözleri kömür karası, sözleri gönül yarasıydı. Vurulmuştum. Koç gibi delikanlı derler ya, işte tam öyleydi. Özü sözü bir, mertti, sertti, erkekti. Aşık olmuştum, platonikte olsa o benim aşkımdı, seviyordum. Göz göze gelince boğazıma bir şeyler düğümlenir, Kekeler konuşamazdım. Ağzım kururdu, titrerdim. O ise öylece bakar, susardı...
Aynı okuldaydık. Benimle ilgilendiğini hissederdim, konuşmazdı. Yan yana gelirsek, lafı ben acar beklerdim. O havadan sudan konuşur, araya laf karıştırır çeker giderdi. Bazen günlerce gözükmezdi, özlerdim. Beni sevdiğini söylemesi için her numarayı yapardım, yemezdi. Çay içelim derdim, gelmezdi. Telefonumu verirdim, aramazdı. Kitabını, notlarını alırdım verene kadar istemezdi. Eline dokunurdum çaktırmadan çekerdi. Yalnızca kantinde yakalardım onu, gider otururdum yanına. Çay alma bahanesiyle kalkar, dönünce tam karşıma otururdu. Göz göze gelirdik, hissederdim beni sevdiğini. Gözleri söylerdi o söylemezdi. Sinirlendiğini belli etmemeye çalışarak, Çayını yarım bırakır, sigarasını söndürür, kalkar giderdi, çıldırırdım. 2000 içerdi...
O hep gitti, ben hep bekledim. Böyle geçti tam üç sene. Okul bitmek üzereydi ve benim doğum günümdü. Onu da çağırmıştım. Her zaman ki gibi gelmez diyordum ama geldi, ilk defa geldi. Sevinçten uçuyordum. Kapıda onu görünce her şeyi göze aldım. El alemin içinde boynuna sarılıp Bağıra çağıra "Seni seviyorum lan" dedim. "Seni seviyorum" Rahatlamıştım. Arkadaşlar aptallaştılar, ben utançtan kıpkırmızı. O elindeki bir tek kırmızı gülü uzattı bana, "Lanet olsun" dedi. "Lanet olsun, bende seni seviyorum" Göz gözeydik, ağlıyordu. Ve acı bir gülümseme belirdi yüzünde. İçeri bile girmedi, kapıdan döndü gitti. İçimde fırtınalar koptu o gidince. Yüreğim acıyordu. SEVİYORDUM, SEVİLİYORDUM, AĞLIYORDUM. Gitmişti.
Aylar sonra gazetede gördüm resmini. Okulunu bitirmiş, öğretmen olmuştu. Güpegündüz, yol ortasında, Öğrencilerinin gözü önünde vurmuşlar onu.
ÜLKÜCÜYMÜŞ...
  
|
|
|
|